Prof. Dr.Rıza SonkayaNöroloji · Hareket Bozuklukları
Blog

Klinik notlar ve yaklaşımlar

Prof. Dr. Rıza Sonkaya’nın nöroloji ve hareket bozuklukları üzerine yazıları.

Parkinson ve Kabızlık

Prof. Dr. Rıza Sonkaya

Parkinson hastalığı denildiğinde çoğu kişinin aklına titreme, hareketlerde yavaşlama ve kaslarda sertlik gelir. Oysa Parkinson hastalığı, sindirim sisteminin çalışmasını da etkileyebilir. Kabızlık, Parkinson hastalarında sık görülen ve günlük yaşamı belirgin biçimde zorlaştırabilen yakınmalardan biridir. Bazı kişilerde hareket belirtilerinden yıllar önce başlayabilir; bazı kişilerde ise hastalığın seyri sırasında ortaya çıkabilir. Bununla birlikte, tek başına kabızlık olması kişinin Parkinson hastası olduğu anlamına gelmez.

Kabızlık hakkında konuşmak kimi zaman hastalar için zor olabilir. Ancak bu yakınmanın muayene sırasında paylaşılması, uygun bir tedavi planı oluşturmanın ilk adımıdır. Beslenme, hareket ve tuvalet alışkanlıklarında yapılacak düzenlemeler, gerektiğinde ilaç tedavisiyle birlikte, bağırsakların daha rahat çalışmasına yardımcı olabilir.

Her gün tuvalete çıkmamak kabızlık mıdır?

Bağırsakların çalışma düzeni kişiden kişiye değişir. Kabızlığı değerlendirirken yalnızca tuvalete çıkma sıklığına bakılmaz. Dışkının kıvamı, dışkılama sırasında zorlanma ve sonrasında rahatlama olup olmadığı da önemlidir.

Kabızlık şu belirtilerle kendini gösterebilir;

  • Haftada üçten az dışkılama,
  • Sert, kuru veya küçük parçalar hâlinde dışkı,
  • Dışkılama sırasında belirgin ıkınma ya da ağrı,
  • Tuvalet sonrasında bağırsakların tam boşalmadığını hissetme.

Parkinson hastalığında kabızlık neden olur?

Kabızlığın genellikle tek bir nedeni yoktur. Parkinson’un sinir sistemi üzerindeki etkileri, kullanılan ilaçlar ve günlük yaşam değişiklikleri kabızlığa neden olabilir.

Bağırsak hareketleri yavaşlayabilir

Bağırsaklar, içeriklerini düzenli kasılmalarla ileri doğru taşır. Bu hareketler, büyük ölçüde bizim istemli kontrolümüz dışında çalışan sinir ağları tarafından düzenlenir. Parkinson hastalığı bu düzeni etkileyerek dışkının kalın bağırsakta ilerlemesini yavaşlatabilir. Dışkı bağırsakta uzun süre kaldığında içindeki su daha fazla emilir; dışkı sertleşir ve çıkarılması zorlaşır.

Dışkılama sırasında kasların uyumu bozulabilir

Rahat dışkılama için karın, pelvik tabanı ve makat çevresindeki kasların uyum içinde çalışması gerekir. Bazı Parkinson hastalarında bu kaslar doğru zamanda yeterince gevşeyemez. Bu durumda dışkı yumuşak olsa bile kişi uzun süre tuvalette kalabilir ve tam boşalamadığını hissedebilir. Böyle bir yakınmada yalnızca dışkıyı yumuşatmaya çalışmak yeterli olmayabilir.

Hareketin ve sıvı tüketiminin azalması etkili olabilir

Hareketlerde yavaşlama, denge sorunları veya düşme korkusu günlük aktiviteyi azaltabilir. Bazı hastalar sık idrara çıkmamak için daha az su içer. Çiğneme ve yutma güçlüğü de hem sıvı hem lif tüketimini sınırlayabilir. Bu etkenler bir araya geldiğinde kabızlık kolaylaşır.

Kullanılan ilaçlar katkıda bulunabilir

Bazı Parkinson ilaçları, özellikle antikolinerjik özellik taşıyan ilaçlar ve amantadin, kabızlığı artırabilir. Bu nedenle değerlendirme sırasında kullanılan bütün ilaçların gözden geçirilmesi önemlidir. Kabızlık nedeniyle Parkinson ilaçları doktorun bilgisi olmadan azaltılmamalı veya bırakılmamalıdır.

Kabızlık Parkinson ilaçlarının etkisini değiştirir mi?

Parkinson’da sindirim sisteminin farklı bölümleri etkilenebilir. Özellikle midenin boşalmasının yavaşlaması, ağızdan alınan levodopanın etkisinin geç başlamasına veya daha değişken olmasına katkıda bulunabilir. Levodopa ince bağırsakta emilir; ilaç midede uzun süre kaldığında emileceği bölgeye ulaşması gecikir.

Bu nedenle kabızlığa erken doyma, yemek sonrası uzun süren dolgunluk, bulantı veya ilaç etkisinin gecikmesi eşlik ediyorsa bunlar da hekime anlatılmalıdır. Ancak ilaç etkisindeki her değişiklik kabızlığa bağlanmamalıdır.

Günlük yaşamda neler yapılabilir?

1. Lifli besinleri yavaş yavaş artırın

Lif, dışkının su tutmasına ve uygun kıvam kazanmasına yardımcı olur. Sebzeler, meyveler, yulaf, tam tahıllar ve kuru baklagiller iyi lif kaynaklarıdır. Yetişkinler için günlük lif gereksinimi yaşa ve cinsiyete göre değişmekle birlikte yaklaşık 22-34 gramdır.

Günlük beslenmede şu değişiklikler denenebilir;

  • Beyaz ekmeğin bir bölümünü tam tahıllı ekmekle değiştirmek;
  • Kahvaltıda yulafa yer vermek,
  • Ana öğünlere sebze veya uygun kıvamda salata eklemek,
  • Mercimek, nohut ve kuru fasulye gibi baklagilleri düzenli tüketmek,
  • Ara öğünlerde meyve tercih etmek.

Lifi birden artırmak gaz ve şişkinliğe yol açabilir. Bu nedenle değişiklikleri birkaç güne yaymak ve yeterli sıvı almak önemlidir.

Kuru erik gibi lif içeren meyveler bazı hastalarda yardımcı olabilir. Ancak tek bir besinden mucize beklemek yerine beslenmenin bütününü düzenlemek daha yararlıdır. Yutma güçlüğü olan kişilerde besinlerin kıvamı ayrıca değerlendirilmelidir. Bu kişiler, suyla karıştırılarak kullanılan toz veya granül lif takviyelerini hekime danışmadan kullanmamalıdır. Bu ürünler kuru hâlde yutulmamalı, kullanım talimatına uygun miktarda sıvıyla alınmalıdır.

2. Sıvıyı gün içine yayın

Yeterli sıvı alınmadığında dışkı sertleşebilir. Suyu yalnızca susadığınızda içmek yerine gün içine yaymak, öğünlerde ve ilaç saatlerinde su içmeyi hatırlamak yararlı olabilir.

Sıvı kısıtlaması bulunmayan birçok yetişkinde günlük yaklaşık 1,5-2 litre sıvı pratik bir başlangıç hedefi olabilir. Ancak ihtiyaç kişiye göre değişir. Kalp veya böbrek hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması olan kişiler, miktarı hekimleriyle belirlemelidir. Su içerken öksürme ya da boğulma hissi yaşanıyorsa yutma değerlendirmesi gerekir.

3. Güvenli biçimde hareket edin

Düzenli fiziksel aktivite bağırsak hareketlerini destekleyebilir. Uzun ve yorucu egzersizler yapmak şart değildir. Kişinin kapasitesine uygun kısa yürüyüşler, ev içi hareketler ve fizyoterapistin önerdiği egzersizlerle başlanabilir. Denge sorunu olan hastalarda hareket programı, düşme riski gözetilerek planlanmalıdır.

4. Tuvalet için düzenli bir zaman oluşturun

Yemek yemek kalın bağırsak hareketlerini uyarabilir. Bu nedenle özellikle kahvaltı sonrasında tuvalete gitmek için sakin bir zaman ayırmak yararlı olabilir. Parkinson ilaçlarının etkili olduğu, hareketlerin daha rahat yapılabildiği saatler de tercih edilebilir.

Dışkılama ihtiyacını sürekli ertelememek önemlidir. Tuvalette acele etmeden, kasları gevşetmeye çalışarak oturulmalı; uzun süre zorlayıcı biçimde ıkınılmamalıdır. Ayakların altına kaymayan, sağlam bir yükselti koymak bazı kişilerde dışkılamayı kolaylaştırabilir. Oturma ve kalkma güvenliği mutlaka gözetilmelidir.

5. Kısa bir bağırsak günlüğü tutun

Muayene öncesinde birkaç gün boyunca dışkılama sıklığını, dışkının sertliğini, ıkınma olup olmadığını ve kullanılan kabızlık ilaçlarını not etmek görüşmeyi kolaylaştırabilir. “Kabızım” demenin yanında, sorunun nasıl yaşandığını anlatabilmek uygun tedavinin seçilmesine yardımcı olur.

Bu önlemler yeterli olmazsa ne yapılır?

Parkinson’a bağlı kabızlıkta yaşam tarzı düzenlemeleri her zaman yeterli olmayabilir. Bu durum hastanın önerileri yanlış uyguladığı anlamına gelmez. Bağırsak hareketlerindeki yavaşlama nedeniyle ilaç tedavisi gerekebilir.

Tedavi, yakınmaların özelliklerine ve eşlik eden hastalıklara göre seçilir. Kullanılabilecek seçenekler arasında:

  • Lif takviyeleri: Uygun hastalarda yararlı olabilir; yeterli sıvıyla alınmaları gerekir.
  • Bağırsakta su tutan ilaçlar: Gerektiğinde tedavi planına eklenebilir.
  • Bağırsak hareketlerini uyaran ilaçlar: Gerektiğinde tedavi planına eklenebilir.
  • Diğer reçeteli tedaviler: İlk seçeneklerden yeterli yarar görmeyen hastalarda değerlendirilebilir.

Dışkı yumuşak olduğu hâlde çıkarılamıyorsa dışkılama kaslarının çalışması ayrıca değerlendirilebilir. Uygun hastalarda, kasların doğru zamanda gevşetilmesini öğretmeye yönelik biyogeribildirim (biofeedback) tedavisi düşünülebilir.

Probiyotikler ve bitkisel ürünler işe yarar mı?

Parkinson hastalarında yapılan bazı araştırmalar, belirli probiyotiklerin kabızlık yakınmalarını azaltabileceğini göstermektedir. Ancak bütün ürünlerin içeriği aynı değildir ve bir çalışmada görülen yarar her ürüne genellenemez. Probiyotikler, uygun hastalarda destekleyici bir seçenek olarak değerlendirilebilir.

Bitkisel çaylar ve “bağırsak temizleyici” ürünler de gelişigüzel kullanılmamalıdır. “Doğal” olarak satılan bir ürünün içeriği de kullanılan diğer ilaçlarla birlikte değerlendirilmelidir.

Hangi durumlarda doktora başvurulmalıdır?

Kabızlık kalıcı hâle geliyorsa, alışılmış bağırsak düzeni belirgin biçimde değiştiyse veya alınan önlemlere rağmen düzelmiyorsa değerlendirme gerekir. Dışkıda kan görülmesi ve açıklanamayan kilo kaybı özellikle önemlidir.

Şiddetli veya sürekli karın ağrısı, belirgin şişkinlik, kusma ve gaz çıkaramama varsa beklenmeden acil değerlendirme yapılmalıdır. Böyle bir durumda evde daha fazla lif ya da kabızlık ilacı deneyerek zaman kaybedilmemelidir.

Uzun süren kabızlığın ardından az miktarda sulu dışkı veya çamaşır kirlenmesi görülmesi de her zaman kabızlığın düzeldiğini göstermez. Bazen sertleşmiş dışkının çevresinden sıvı dışkı sızabilir. Özellikle ileri yaştaki ve hareketi kısıtlı hastalarda bu durumun fark edilmesi önemlidir.

Parkinson takibinde bağırsak düzenini konuşmak, titreme veya yürüme güçlüğünü konuşmak kadar doğaldır. Kabızlığın ne zaman başladığını, günlük yaşamı nasıl etkilediğini ve şimdiye kadar nelerin denendiğini hekiminizle paylaşmanız, size uygun bir çözüm bulunmasını kolaylaştırır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tedavi; kişinin yakınmalarına, kullandığı ilaçlara ve eşlik eden hastalıklarına göre planlanır.